Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik

Marmara_pdr_2007 Girişliler Paylaşım Sitesi
 
AnasayfaAnasayfa  PortalPortal  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

 

FENERBAHÇELİ OLMAK

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Yazar Mesaj
Ö*M*E*R" target="_parent">Ö*M*E*R
Süper Üye
Süper Üye
avatar

Erkek
Yaş : 29 Kayıt tarihi : 12/03/08 Mesaj Sayısı : 292 Nerden : DARBOĞAZ(niğde) İş/Hobiler : ÖĞRENCİ Kaçıncı Sınıf :

MesajKonu: FENERBAHÇELİ OLMAK   Perş. Mart 20, 2008 7:00 pm

Bir tufana benzer senin aşkın...Öylesine güçlü ve dokunulmazdır sevdan. İçinde olmayanları korkutan ve içindekilerin nasıl tarif edileceklerini bilemediği...Sessiz okyanusları hatırlatır bana senin için çarpan yürekler. Sapsarı bir güneşin altında sessiz ve huzur dolu uyur. Bazen bu huzur, tozu dumana katan bir lacivert fırtına olur bozulur.

"Ulaştım" dediğin an da yada "Ellerimle tuttum işte" diye sevindiğinde, birden ellerinin arasından kayıp gidiveren ve sonra da yeni baştan yakalamaya çalıştığın bir sevda... Karşılıksız, beklentisiz öylesine içten ve öylesine derin sadece sevgiyle yüklenilmiş tanımsızlığını "sevda"diye tanımlayabildiğin...

Gün olur bir başarının peşi sıra çıkan "kopya sevdalılar"olur senin aslını görmeden sadece yansıyan aksine sevdalanmışlar. O ateş ve o yangın yüzlerine hiç vurmamışlar. O deprem sarsmamıştır aslında onları en bela duyguları yaşamamışlardır ve o heyecan dolaşmamıştır damarlarında ama nedendir bilinmez her zaman en önde yer alırlar sana en çok sevdalandıklarını ispat için... Oysa yüreklerinde ki sevdası sadece Fenerbahçe olanlar yüreklerini ölüme götürürken, ona kurban ederken bile sevdalarının büyüklüğünü anlatamazlar...

İnsanlar gelir geçer, günler gelir geçer, kupalar, maçlar, yıllar her şey gelir geçer de bir sevdan gelip geçmez işte...İlk gün gibi çocuksu durur yürekte... Dert olur, gözyaşı olur, sevinç olur, hüzün olur, umut olur, mutluluk olur. Sonunda bir bakmışsın hayat olmuş, hayatın olmuş. Bir varmış bir yokmuş derken döner de bakarsın maziye sana geçmişten gülümseyenleri görürsün ve bir bakmışsın sen de o mertebedesindir artık gülümsersin geriden gelenlere ki onlar gelecekte senin gülümsemeni geçmişte kalan bir Fenerbahçe sevdalısı diye görene dek...

Fenerbahçe'yi Fenerbahçe sevgisini anlatmak mı? Seni niçin, neden ve nasıl anlatacağım ki?
Türkçe de "sevda"kelimesinin karşılığının "Fenerbahçe" olduğunu bilmeyenlere... Sahiden sevda dendi mi aklına Fenerbahçe düşmeyene neyi anlatacaksın ki... Hadi uğraştın, çabaladın, anlattın diyelim o senin anlattıklarının ne kadarını anlayacak ki?

Rezil olurcasına sevmemişse bugüne kadar, şöyle kana kana su içmemişse çeşmeden, mahallesindeki fırının önünden geçerken duymamışsa ekmekteki emeğin kokusunu yada tutmamışsa hiç tanımadığı bir insana bir dal sigara yaşamamışsa paylaşmayı veya bir caddenin ortasında asılı duran sarı lacivert bayrağa sevgi dolu bir bakışta "Bu memleket benim" dememişse, hüzünlü ve yorgun bir haftanın ardından yarın maç var diye eli ayağı dolaşmamışsa sahiden neyi anlatacaksın?

Sahaya çıktığında o sarı lacivert formanın manasını, atılan bir golde yanındakine sarılmanın anlamını ya da binlerce kişiyle bir türküye eşlik etmenin tarifini... Sıradan bir günün içerisinde Fenerbahçeliyi Fenerbahçe'yi anlatan bir işaret gördüğünde sahiplenme duygusunu...Binlerce Fenerbahçelinin arasında kaybolmanın verdiği sonsuz huzuru...Anlayacak mı?

Aslında seni senden olmayanların, anlamaması demektir Fenerbahçe... Ve Fenerbahçe'dir seni diğerlerinden farklı kılan, seni sıradan olmaktan kurtaran...Fenerbahçeli olmak "Ayrıcalık" değildir aslında "Ulaşılmazlıktır". Fenerbahçe sevgisi tarifsizliktir.

Bazen kolaya kaçarız yaşadığımız olaylarda ki duyguları anlatırken kısaca "Anlatılmaz yaşanır" deriz ya, yine de konu Fenerbahçe olunca eksik kalır bu tarif çünkü Fenerbahçe aslında "Anlamın da, Yaşamın da ta kendisidir". Hayat onunla anlamlıdır ve onunla birlikte sonlanır çünkü "Fenerbahçe" hayatında ki tek gerçeğin tanımıdır...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Ö*M*E*R" target="_parent">Ö*M*E*R
Süper Üye
Süper Üye
avatar

Erkek
Yaş : 29 Kayıt tarihi : 12/03/08 Mesaj Sayısı : 292 Nerden : DARBOĞAZ(niğde) İş/Hobiler : ÖĞRENCİ Kaçıncı Sınıf :

MesajKonu: Geri: FENERBAHÇELİ OLMAK   Perş. Mart 20, 2008 7:09 pm

 Fenerbahçeli olmak, bir ayrıcalığa sahip olmaktır ve o ayrıcalık Fenerbahçeli olmaktır.

Fenerbahçeli olmak, 1 milyon verip de aldığın pet şişe suyun içecek olduğunu kavrayan düşüncedir.

Bu sevdadır, bu bilinçle sevilir.

Bence bir bardak sudur Haziran sıcağında içilen ya da tuzdur mis gibi aşımın içinde, taptaze bir vişne tanesidir çikolatalı dondurmamın üstünde, belki sıcacık bir bardak çaydır Kadıköy’ de iskele kenarındaki hasırda yada yanındaki karper peyniri veya simididir veya Kastamonu’ da dağda çevrilen bir kuzu, Antep’ in baklavası, Hatay’ ın künefesi, Balıkesir’ in höşmerimi, Beşiktaşlı Pando’ nun bal kaymağı, İnegöl’ ün köftesi.

Fenerbahçeli olmak, bilmediğini bilmektir, öğrenmeye heves etmektir, öğretmeye gönüllü olmaktır.

Fenerbahçeli olmak, ne istediğini bilmek değil, nasıl isteyeceğini bilmektir.

Fenerbahçeli olmak, ilerde doğacak evladının “Sarı Lacivert Şampiyon Fener” çekmesini şimdiden öğrenmesi için hamileyken mabedde olmayı planlamaktır.

Eskiden yapılan sezon açılışlarında veya uzunca bir süre maça gidemedikten sonra gidilen ilk maçta çıkış tünelinde çubuklu formayı görünce gözlerinin dolmasıdır.

Aşkın kimseye değil renklere olmasıdır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Ö*M*E*R" target="_parent">Ö*M*E*R
Süper Üye
Süper Üye
avatar

Erkek
Yaş : 29 Kayıt tarihi : 12/03/08 Mesaj Sayısı : 292 Nerden : DARBOĞAZ(niğde) İş/Hobiler : ÖĞRENCİ Kaçıncı Sınıf :

MesajKonu: Geri: FENERBAHÇELİ OLMAK   Perş. Mart 20, 2008 7:11 pm

Karımı boşarım Fenerbahçeyi boşamam deyip herkese bu kadarda olmaz dedirtmek birde üstüne kız arkadaşının gözünde bu yüzden değer kaybetmeyi göze almaktır.
Fenerbahçeli olmak, nefes almak gibi, yaşamak gibi, canım gibi…
Fenerbahçeli olmadan bu sevgi anlaşılmaz, Fenerbahçe olmadan da hayattan zevk alınmaz bilen bilir.
Hiçbir şeyi Fenerbahçesinin üzerine koyamayıp, eşinin “En çok kimi seviyorsun” sorusuna “Seni seviyorum Sarı Kanaryam” diyerek politik davranabilmektir.
Fenerbahçelilik herkesin içinde tek olabilmektir.
Ya Fenerbahçe ya ben diyen 15 yıllık cimbomlu kocana tabiî ki Fenerbahçe. Başka koca bulurum ama başka bir Fenerbahçe asla demektir.
Fenerbahçeli olmak PSV maçı sabahı, sabah ezanıyla uyanırken bir sesin kulağına 3-0 diye fısıldadığını duyup, bütün gün herkese maç 3-0 bitecek diyerek dalga konusu olup, akşam maçı izlerken 3. gölü beklemekten ilk 2 golün sevincini yaşayamamaktır.
Tuncay denildiği zaman hüngür hüngür ağlamaktır. Yaşına, başına, mekana ve kariyerine bakmadan.
Fenerbahçeli olmak, ölen yavrusunun arkasından onun vasiyetini yerine getirip Fenerbahçesini izlemesidir bir babanın.
Tribünlerde kaybedilen küçücük bir yürek için açılan pankart, o babanın büyük acısını şu dizelerle paylaşmaktır.
“Haykıracak nefesim kalmasa bile,
Ellerim uzanır olduğun yere,
Gözlerim görmese ben bulurum yine,
Kalbim durmuşsa inan çarpar seninle.”
Fenerbahçeli olmak, şampiyon olunca Cumhuriyet gazetesine manşet attırmak, kırmızı Sabah logosunu sarı lacivert bastırmaktır.
Fenerbahçeli olmak, uzaydan görülmeyen ama dünya üzerindeki tek ve en büyük insanı yapıdır.
Gönül adamı olmaktır, hayattan zevk almaktır, doyumuz olmaktır, asla yetinmemektir.
Niyesini bir türlü söyleyemeden kendini adamaktır.
İnatçı olmaktır, dimdik durmaktır.
Biraz acıyı sevmektir, hergün gururla dolaşmaktır.
Durakta beklerken tezahürat bestelemektir, asfaltı lacivert, şeritleri sarı görmeyi istemektir.
Yazları stadı özlemektir, sabaha karşı gidip stadın duvarlarını sevmektir. Stadın çimenlerini yastığın altına koyup uyumaktır.
Mahalle maçlarında Gs-Bjk karmalarına karşı maç yapmaktır.
Fenerbahçe marşını söylerken gözünden yaşlar süzülmesidir.
Evlenme teklifini “Benimle evlenirmisin ve Fenerbahçeli olurmusun?” diye yapmaktır.
Fenerbahçemin maçlarını seyrederken duygulanıp ağlamaktır.
Bursa 5. gölü attıkdan sonra çelıştığınız bankanın Gebze’ li genel müdürüne “Daha yiyeceksiniz” diyebilmektir.
Fenerbahçelilik sevmektir, sevilmektir. Aşktır, onurdur, gururdur.
Kızgın kumlardan serin sulara atlamaktır.
İşte öyle bir şey.
Bir Fenerbahçelinin diğer bir Fenerbahçeliyi görünce gözlerinin içinin gülmesi demek.
Ektiğin tohumların filizlenmesi, yitirdiğin bir şeyin taşınırken bulunması demek.
Güneşin ilk ışıkları, sabah kuşların cıvıltısı demek.
Yağmurdan sonra buram buram toprak kokması demek.
Sevdiğin insanın karşına çıkması demek.
Toprağın, tohumların uyanışı, düşünme, düşünülme, sevmek, sevilmek demek.
Fenerbahçeli olmak 8-9 yaşındayken ofsayt gerekçesiyle verilmeyen golümüzden sonra Trabzonun kontratağa çıkıp dakika 89’da Dobi Hasan’ın attığı golle Trabzon’a 1-0 yenilmeyi hazmedemeyip hüngür hüngür ağlamak ve o günden bu yana Trabzonu çok sevmemek demektir.
Yani renkdaşlar Fenerbahçe bazen bir hastalıktır. Dünyanın en güzel hastalığı.
Aşktır, ihtirastır.
Fenerbahçeli olmak, atılan golden sonra heyecandan bayılıp, saha doktorunun revire götürelim dediği halde “Uğur bozulur” deyip tribünden ayrılmama, tezarühatlara devam etmek, revire gitmemektir.
Fenerbahçeyi benden çok seviyorsun diyen eşinize “Evet” demektir.
Maç günleri vapurda, yolda gördüğünüz herkese gülümsemek ve sevdiğinizi hissetmektir.
Hafta sonlarınızı Fenerbahçeye göre programlamaktır.
Fenerbahçeli olmak, sevgilin seni terk ettiği gün maça gidip hıçkıra hıçkıra “Fenerbahçem benim biricik sevgilim söyle senden başka kimin var benim” diye bağırmaktır.
Fenerbahçeli olmak, hastaneye kaldırıldığında “Aman oğluma haber vermeyin, bugün maça gidecek” demektir. Oğlu öğrenip gelince “ Ben çok iyiyim, hadi dön İstanbul’ a maça git” demektir. Oğlanın maça yetişemeyip Adapazarı gişeleri yakınında radyoda maçı dinlerken babasına en içten teşekkürüdür.
Daha Hangi birini saysam…
Odanın perdelerinin bir parçasını sarı, diğer parçasını lacivert yapmaktır.
Ablanı istemeye geldiklerinde annen baban verecekken odaya girip “Enişte Bey Fenerbahçeli değilse ablamı vermem” demek.
İç çamaşırına kadar Fenerium ürünleri giymek, kredi kartı olarak Fenerbahçe logolu ve takımımıza pay veren kartları kullanmak.
Maçın 20. dakikasında ensesinde patlatan meşaleden dolayı saha içine ambulansa alınıp “2 derece yanık var hastaneye gitmen gerek” diyen doktora gülüp, maç bittikten sonra hastaneye gitmektir.
Fenerbahçeli olmak evlenme teklifini stad manzaralı Boce restaurantta almaktır.
Ev ararken ya boğazı ya Şükrü Saraçoğlu’ nu görsün demektir.
19 Temmuz 2003 tarihinde evlenebilmek için Kadıköy evlendirme dairesindeki memurlara yalvarmak, zar zor gün alabilmektir. 19.07
Her ülkeye, şehre gidişte Fenerbahçe logolu ürünler giymek göğsünü gere gere dolaşmaktır[b]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ABDURRAHMAN ÖZKAN" target="_parent">ABDURRAHMAN ÖZKAN
Aktif Üye
Aktif Üye
avatar

Erkek
Yaş : 29 Kayıt tarihi : 11/03/08 Mesaj Sayısı : 86 Nerden : İSTANBUL/KÜÇÜKCEKMECE(YEŞİLOVA) İş/Hobiler : Kaçıncı Sınıf :

MesajKonu: : [img]http://www.ezikfb.com/lodos-firtinasi.html[/img] (alt+p)   C.tesi Mart 29, 2008 1:31 am

Lodos Fırtınası

İşte 7-0'ın Hikayesi: Aman o ne lodos fırtınası... İstanbul'un her yanı şişmiş, denizi kabarmış dalga dalga, lodos kıyameti desek yerinde olacak... Günlerden 30 Aralık 1911....



Yılbaşına bir gün kalmış, evlerde kestaneler çiziliyor, hazırlık gırla...

EzikFB.Com Yorumu:
Sevgili ziyaretçiler vallahi yazının orijinali böyle, kestane çiziyorlarmış ahahaha.

Vapurlarin kalkis saatleri birbirine girmis, kalkip kalkamiyacaklari bile meçhul. Ama kalkan bir vapura zor bela yetisen dört Galatasarayli oyuncu, dalgalarla mücadele eden vapur'un içerisinde, Fenerbahçe ile oynayacaklari maç'a dogru yol aliyorlardi.. Galatasaray olarak Fenerbahçe karsinda oynadiklari ilk üç maç'ta da galip gelmislerdi, 2-0, 3-0, 5-0, eh, heyecanli degillerdi pek, ama lodos onlari perisan ediyordu.

Kadiköy'e geldiklerinde diger takim arkadaslari ile bulusacaklardi, ama iskelede sadece iki arkadaslarini gördüler. Önce pek üstünde durmadilar, nede olsa Union Kulüp Stat'inda (Fenerbahçe Stati) diger arkadaslarini bulabileceklerini ümit ediyorlardi. Alti Galatasarayli oyuncu yollandilar Stat'a... Baskan Ali sami Yen onlari orada buldu, baska da kimse yoktu. Ali Sami Yen oynamak istiyordu ama sakatti, maç saati de yaklasiyordu, yedi Galatasarayli oyuncunun gözleri saat'in üzerindeydi, ne gelen vardi, ne giden! Aralarinda konusup, oyunun ertelenmesini istediler; Istanbul sehri bir lodos afetine yakalanmis, vapurlar iptal olmus, oyuncular gelememis, bu maç böyle oynanirmi, iptal en dogal hakkimiz diye düsündüler elbette.
Ama rakip takim Fenerbahçe buna razi olurmuydu hiç? Bizim yedi kisi kalmis Galatasaray takimimiza, "Sahaya çikmazsaniz, hükmen yenik sayilirsiniz!" diyip, tutturukluklarina devam edince, Galatasaray ruh'u bunu kaldirirmi, yenileceksek, aslanlar gibi çikariz, saha'da yeniliriz diyip, yedi kisi çikip, oynamayi kabul ettiler. Bir önemli sorunlari daha vardi, kaleci yoktu! Lodos firtinasi yüzünden, kalecimiz de gelemeyenler arasindaydi! Ali Sami Yen kaleci olmayi kabul edince, biri kalede olmak üzere, yedi Galatasarayli Aslan, gururla saha'ya yayiliverdiler.

Ali, Bekir Bircan, Horace Armitage, Celal, Idris, Emin Bülent ve kalede Ali Sami Yen. Hey gidi ASLANLAR hey, yelelerini diklettirip, pençelerini çikarip, gerinip, rakiplerine baktilar. Onbir tane Kanarya, lodos'un da etkisi ile biraz ürperdi ama, içlerinden de kis kis güldüler, arenaya sadece yedi aslan çikabilmis, saha vicik vicik, alirlardi elbet bu maçi! Aman Allahim oda neydi? Saha'da kükreyen aslanlar sanki yüzlerce oluvermisti... Ali Sami Yen'in durdugu kale, rakipleri tarafindan ziyaret bile edilemedi, 90 dakika boyunca top bir adet kere eline bile gelmedi... Aslanlar hem atak yaptilar, hemde kalelerine kimseyi aklastirmadilar. Ne lodos, ne vicik vicik bir saha, nede onbir kisilik rakip takim onlarla bas edemedi.

Galatasaray, Fenerbahçeyi 30 Aralık 1911 günü, yedi kisi ile, 7 - 0 yendi.

Aslan Galatasaray'i lodos afeti bile durduramamis, büyük ruh'u ile, yedi kisi ile oynadigi maç'tan alninin akiyla çikmisti. Yani Infaz gerçeklesmisti.
Evlerinde yilbasi gecesi için kestane çizen aileler ise, haberi alinca çok sasirip, Fenerbahçe kestaneden beter çizilmis diyip, gülüsmüslerdi diye büyüklerimden hep duyarim!!!! O gece lodos tüm gücü ile devam etmis, bizim Aslanlar ise vapurlar iptal oldugundan, geceyi rakiplerimizin evlerinde geçirmek zorunda kalmislardi.

Bence, bizimkiler bir güzel uyumustur da, karsi tarafi tam bilemiyorum! Nede olsa tatli tatli uyurlarken bir iki kükreme sesi çinlatmislardir o evlerde Aslanlarimiz, rakiplerimizin tetikteki uykularini bölen!

Iste Galatasaray ruh'u, inanci ve gerçeklerinden bir tanesi daha.

Bir rivayete göre, ne zaman lodos firtinasi çiksa, rüzgar'in içerisinden bir kükreme sesi yayilirmis Kadiköy semalarina, içleri ürperten, dolana dolana Fenerbahçe Stat'ina yayilan... Ali Sami Yen'in, Ali'nin, Bekir Bircan'in, Horace Armitage'in, Celal'in, Idris'in, Emin Bülent'in sesleri, hani artik bizlere bulutlarin arkasindaki o güzel yerden bakanlarin kükremeleri bunlar.

Selam sizlere kahramanlar, selam.

Kaynak: Alpaslan Dikmen 30 Aralık 1911[img][/img][img][img]: (alt+p)[/img]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ÖZKAN" target="_parent">ÖZKAN
Süper Üye
Süper Üye
avatar

Erkek
Yaş : 29 Kayıt tarihi : 19/03/08 Mesaj Sayısı : 228 Nerden : ANTALYA İş/Hobiler : GALATASARAY Kaçıncı Sınıf : 2.SINIF

MesajKonu: Geri: FENERBAHÇELİ OLMAK   Ptsi Nis. 14, 2008 5:36 pm

olum avaramısn ne bu yazılarrr:)))
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Ö*M*E*R" target="_parent">Ö*M*E*R
Süper Üye
Süper Üye
avatar

Erkek
Yaş : 29 Kayıt tarihi : 12/03/08 Mesaj Sayısı : 292 Nerden : DARBOĞAZ(niğde) İş/Hobiler : ÖĞRENCİ Kaçıncı Sınıf :

MesajKonu: Geri: FENERBAHÇELİ OLMAK   Salı Nis. 15, 2008 1:22 pm

KOPYALA YAPİŞTİR OLUM SANKİ....
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör

FENERBAHÇELİ OLMAK

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik :: DİĞER KONULAR :: PDR Tribünü -
Yeni bir forum kurmak | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Suistimalı göstermek | Yetkinblog.com